#çokayif

Felâket

2020 yılının ilk ayı nasıl geçti diye sorsak insanlık muhtemelen ortak bir kelime olarak felaket yanıtını verirdi.

Dünyaya empoze edilen Batı Kültürü örneği olarak tüm dünya da insanlar yeni yila girmeyi eğlence adını verdikleri kutlama ile geçirdi. Bazı kesimler buna karşı gelerek bizim dinimizde yeri yok desede onlarda yine kendilerince diger günlerden farkli şeyler yaparak yeni yila girdiler.

Peki ne oldu da 2020 yılı ilk ayı felâket denilecek derecede geçti.

Dünya açısından en ciddi sorunlardan biri olan ve her gün acı bilançosu artarak devam eden coronavirus denilen yeni bir salgın hastalikla tanışıldı. Bu önceki kuş gribi, domuz gribi, kene, sars, mers vs. salgınlardan farkli olarak ölümle fazlaca sonuçlanan salgın olmuştur. Peki ne olduda bu coronavirus salgını fazlaca can almaktadır.

Salgın, Çin merkezli olup dunyada baska ülkelerde de Çin uzerinden yayılmalar olduğu görülmektedir.

Yine dünya ve özellikle ülkemizde deprem dalgalari ile sarılmaktadır. Can kaybının yani sıra ülke genelinde hafif hafif depremin devam etmesi psikolojik olarak insanı yıpratmaktadir. Ülkemizle birlikte dunyaninda pek çok yerinde depremler belli bir seviye ile devam etmektedir.

Yine ülkemizde Van/Bahçesaray’da çığ felaketi yaşanmış onlarca can kaybina neden olmuştur.

Bir felaketi iyice sindiremeden diğerini yaşamış bulunduk, artık 2020 yilina dair daha fazla acı yaşama gücümüz azalmıştır denilebilir.

Dünyada eğlence sektörünün bir bölümü olan sinema sektörü de kurguladığı film ve dizilerde son yillarda deprem, doga olayları, salgın hastaliklara bağlı ölüm veya zombileşme durumları senaryolarda fazlaca kullanılmaktadır. Demekki sektör bu tehlikeyi öngörmüştür.

Öngörülen bu durumlara karşı insanlık olarak yeni önlemler tedbirler alınarak dünyada ki insanlik tarihi yok olmaktan kurtarabilir. Kıyamet kopmadan dünyadan insanlığın silinmesi mümkün degildir fakat bu felaketler devam ederse sayısal olarak azalma olabilir.

Salgin dışında diger felaketlerin deprem, çığ, sel, fırtına yada bombalı saldırılar vs yol açtığı sorunları ortadan kaldırmak, arama kurtarma yapmak, enkaz altında calisma yapmak için ülkemizde itfaiye, afad, umke, sivil savunma gibi kurumlarımız bulunmaktadır. Bu şekilde yetkiyi dağıtıp aynı felâket icin farkli kurumların personel ve araç ile mudahele etme çabası yerine tüm bu kurumlar tek çatı altinda toplanmalıdır.

Özellikle itfaiye çatısı altında toplanabilecek olan bu kurumlar belediye yerine içişleri bakanlığına bağlı müstakil bir genel müdürlük olarak planlanmalıdır. Her ilde ilçe de teşkilâtlandırıp yetkisi belirlenmelidir. Bu durumda aynı olaya müdahale için farkli kurumların olay mahallinde yığılma yapması yada kontrolsüz mudaheleler engellenmis olur boylece olaya daha hizli ve etkin müdahele yapılır. Ayrıca bu kurumun yetersiz kalması durumunda polis ve jandarma arama kurtarmadan takviye alınabilir. Bunu da yine kurumun kararı ile belirlenmelidir.