#çokayif

Yanma

Doğa beni çağırıyor diyerek kendime edindiğim doğa gezilerinden birinde orman içinde şelale aramakla meşgulüm. Dogadan bir iki poz yakalıyorum ama şelale ve su bulmak beni ayrı bir heyecana sevk ediyor.

Yine ormanda ilerlerken küçükten yazlık ev modunda bir yapıya denk geldim. Ateşten çıkan dumanı görünce yönümü sormak istedim. Evin avlu duvarı olmadığından direk kapısı ve bahçe kısmı görünüyordu. Kapının önünde 20lik bir yağ tenekesinde ki ateşe ara ara birşey atan ihtiyar delikanlıyi gördüm. Selam verip yaklaştım. Selamımı alarak beni ateşin karşısında ki oturağa buyur etti. Tanıştık bu malikanenin sahibi idi. Emekli bir öğretmen imiş.

Tanışma faslı bitince dikkat edince gördüm ki ateş boşuna yanmakta idi. Ne üzerinde ne altında birşey pişmekte idi. Ne o hava mı pişiriyorsun? diye sordum. Beni tepeden tırnağa süzdü. Cevap verip vermemek arasında ikilemde kaldığını hissettim. Konuyu değiştirip aradığım şelaleyi sordum. Cevap vererek yönümü salık etti. Bana kitap okumayi severmisin diye sordu. Anlaşılan sorgu sırası ihtiyarda idi. Kitap okuma sevdamdan dem vurarak bir iki kelam ettim. Çantamdan okumakta olduğum kitabı çıkarıp gösterdi. Çok önceden okuduğunu ima ederek içeriğini söylemeden baş kısım olaylarından bir iki örnek verdi. Evet diyerek onayladım. Artık konuşacak bir şey kalmamıştı . O zaman yola koyulma vakti diyerek müsade istedim. Sanki birşeyler söylemek istiyorda söyleyemiyor gibi yaparak musade etti. Dedim kendi kendime ateşte birşeyler pişirecek ama kendine yada içerdeki ailesine demekki diye düşünerek ayağa kalktım. Çok okurmusun dedi. Evet deyince otur biraz dedi. Termostan çay ikram ederek asıl meseleye giriş yaptı.

Kendisini emekli bir öğretmen ve aynı zamanda yerel gazetelere köşe yazarlığı yapan biri imiş. Gazeteyi bana uzatarak son yazısını gösterdi. Şehrin okuma sorunu üzerine.

Sohbet koyulasinca bana yazarlık hakkında merakımı sordu. Bende bazen yazarım diye ortaya atılıp bilgisayar marifeti ile kopyala yapıştır yaparak kitap yazdığını zannedenler ile kitaplara yazılamayacak kadar iğrenç olayların -çoğu hayal ürünü igrençlikler- yazılarak kitap diye lanse edilmesini eleştirdim. Böylesi iğrenç fantezileri yazanların yazar değil ancak olsa olsa toplumu bozmak ideali olan soytarılar olarak gördüğümü söyledim. Sebebi nedir ki dedi. Yanı bu soytarı diye tabir ettiğin insanlar yazıyorsa alıcı varki yazanda var dedi. Bende bir iki örnekle izaha çalıştım.

Ilkokul seviyesi bir orman hayvan masalı kitabında hayvanların olmayacak şeylerle fantezi kurbanı edilmesi durumunda okumayan toplum çocuğuna alıp veriyor. Çocuk okuyor nesil böyle böyle dipten bozulmaya başlıyor. Ama devlet önlem alsın dedi. Devlet önlem alırsa bu yarın bir gün inceleme kurumu tarafından olmayacak kitapların sansüre maruz kalacağını hedeften sapma olacağını söyledim. Burada görev daha çok okuyarak böyle pis ve iğrenç kokuşmuş düşünceli yazar müsveddeleri ve onların yazdıklarını ortaya çıkarmalıyız. Yoksa biri yazar biri okur. Ses tepki çıkmazsa bu eylemler katlana katlana devam eder. Toplumu ve insanin temel değerlerini bozan ne varsa ortaya çıkarılarak internet sayesinde herkese duyurulmalıdır.

Okuyucular daha temiz ve güzel eserler okuyarak dimağlarımız bayram etmeli ufkumuz genişlemeli.

Sohbetimiz zirveye ulaşmış ve birbirimizi iyice anlamıştık. Artık kalkma vakti idi. Çay ve sohbet için teşekkür edip kalktık yol uzundu daha. Ama merak edip iyice sönme eğimi gösteren ateşi görterdim. Havayı iyice pişir çiğ kalmasın dedim. Bana oturduğu yerdeki çuvalı gösterdi. Bunlar daha önce bana hediye gelen, satın aldığım konferansına katildigim yazarların verdiği kitapların bazıları dedi. Çoğunu okumadan kütüphaneme koydum. Zamanla okurum diye ama zamanım olmadı. Yeşil ağaç kapağı olan bir kitabı göstererek bunlar toplumu zehirlemek için senin söylediğin müsveddelerin kaleminden çıkmış. Bende yeni farkına vardım. Şimdi onları yok ediyorum dedi. Bunların ateşinden pişicek ne yemek yenilir ne çay içilir. Ola ki benden başkasına geçer de zehirlenme olur diye onları yakıyorum dedi. Daha çok kitap vardı çuvalda.

İyi yakmalar dileyip ayrıldım sonra bu suyu buldum.

Anlayarak, seçerek, düşünerek okumalar yapmaya özen gösterelim ki boşu boşuna aklımız yüreğimiz de YANMA olmasın. Gereksiz, adice, iğrenç içerikli ne yazılmış ise ancak güzel olani yakar atar. Güzel okumalar yapmak dilegi ile…

“Yanma” için 2 yorum

  1. Reblogged this on thesunrise133 and commented:
    Bir insana yardım etmek..
    Asli görevimizdir..
    Görevimdir..
    İNSAN olmak..!
    AZİM RAB
    Verdiğin her imkana..
    Sonsuuuuz…..
    Şükran
    Şükürler olsun..
    Bir insanın bedenine dokunmadan…
    Ruhuna dokunmak…
    Hepsi senin işlerin BAk.
    Bismillah..
    Sevgiyle ♡

    Beğen

  2. Bir insana yardım etmek..
    Asli görevimizdir..
    Görevimdir..
    İNSAN olmak..!
    AZİM RAB
    Verdiğin her imkana..
    Sonsuuuuz…..
    Şükran
    Şükürler olsun..
    Bir insanın bedenine dokunmadan…
    Ruhuna dokunmak…
    Hepsi senin işlerin BAk.
    Bismillah..
    Sevgiyle ♡

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s